51) BİRADERİM İÇİN…

+Siz kimsiniz?

-Hamdosun, Müslümanlarız!

+Peki kardeşliğe neden bu kadar önem verirsiniz?

-Evvela biz insanı severiz. Yaradan’dan ötürü severiz. Rengine cinsine bakmadan severiz. Farklılıkları zenginlik sayar, gönülden, hissederek severiz. Bu sevgi bizi yakınlaştırır ve kardeş yapar. Biz de daim müddet kardeş kalalım, huzur içinde yaşayalım isteriz.

Kan bağıyla sınırlı olan kardeşliğin yanı sıra, gönül bağıyla kurulan kardeşliğin daha ezeli, daha ebedi ve daha vehbi olduğuna inanırız. Gönül kardeşliğinin değeri öyle altınla yakutla ölçülmez.

Kardeşlik, öylesine yüce bir değer ki, bu değere sıkı sıkı tutundukça bencillik, haset ve kin gibi çukurlara düşmekten korunmuş oluruz. Zira kardeşlikte hemhal olmak vardır. Kardeşlerimizin dertleriyle dertlenmek, saadetleriyle mutlu olmak vardır.

+Başka?

-Misal her duada kardeşlerimizin ismini de zikrederiz. Kendi, kusur ve günahlarımızın affı için nasıl dua ediyorsak, kardeşlerimiz için de eder, ateşin yalazı dahi gözlerine aksetmesin isteriz. 

Bizde ki kardeşlik bağları öyle güçlüdür ki… Kardeşlerimizin yüreğine düşen bir kederi kendi yüreğimizde de hisseder, kalplerini karartacak zehirli oklara da siper olmaktan çekinmeyiz. Yeri geldiğinde fedaileri oluruz. Yeter ki onlar kirlenmesin. Temiz ve saf kalsın. 

+Bu bağların kaynağı nedir?

-Bu bağlar, insanı tasavvur edenden gelir, çok şükür. Lakin yüreklerde bu bağların filizlenmesi için duru bir can suyu gerekir. Bu suyun adı ahlaktır! En güzel ahlak ise, Hz.Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem) ‘in ahlakıdır. Kardeşlik bağlarını yeşertmek, O’nun ahlakını tanımaktan ve Ona benzemeye çalışmaktan geçer. Mamafih, O’nun ashabını tanımaktan geçer. Onun kadim dostu Hz. Ebubekir’i (r.a) anlamaktan geçer. Ayrıca bize yakışmayacak hasletleri de bilmekten geçer.

+Nedir onlar?

-Başlıca bencillik. Yalnızca kendi menfaatimiz uğruna, samimiyetsizlik içinde hisleri oyuncak misali kullanmak bize yakışmaz ve yaraşmaz. Aklın kârı güdülerek kuru kuruya sevgi sözleri sarf etmek bize yakışmaz.

Sonra zayıflık…Yürekte tabi. Kardeşine yapılan bir yanlış, sırf kendisinin menfaatine dokunmuyor diye, doğru gibi kabullenmek zayıflıktır. Bize yakışmaz. Yüreğimizin bir duruşu vardır, olmalıdır.

Rüzgara göre rota değiştirilmez yahut kabına göre şekil alınmaz. Böyle zayıf insanların maddi güce göre hayatına yön verdiğini biliriz. Zira asıl gücün içimizde yeşerip çınarlaşan gönül bağının gücü olduğunu söylüyoruz.

Ayrıca dostunu, kardeşini unutmak, birbiri için verilen emekleri yok saymak ve sadakatten bir behre alamamak da bize yaraşmaz ve yakışmaz. 

Son olarak bizde düşene tekme vurulmaz. İnsandır. Düşer kalkar. El uzatılır bizde, düşmüşün eli kirlenmiş bile olsa…Yukarıda da bahsettiğim gibi,

Yeter ki yüreği kirlenmemiş olsun isteriz… 

Biz alem için, güvenilir olmalı, elinden ve dilinden emin olunanların dergahında saf tutmalıyız.

+Peki son olarak ne söylemek istersiniz?

-Eğer huzur ve güven içinde yaşamak istiyorsak, malımızı mülkümüzü gönül rahatlığıyla başkalarına emanet edebilmek istiyorsak ve türlü şiddetin son bulmasını istiyorsak, birbirimizin Ebubekir’i olmalıyız vesselam.

-Ahmetcan DEVECİ

02.12.2019/ 20.00

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: