48) VEBAL

Vebal sözcüğü sözlük anlamı itibariyle,

Günah doğuracak ve insanı ahiret azabına sürükleyecek olan ağır sorumluluk,

olarak tanımlanır. Çağımızın en derin yaralarından biri olan “sorumluluklardan kaçma ve alınan sorumluluğu hakkıyla yerine getirmeme” de veballe birlikte düşünüldüğünde, bu konu hakkında bir şeyler anlatmayı münasip buldum.

Öncelikle sorumluluk almak ya da almamak deyimi kalıp itibariyle kişinin inisiyatifine bırakılmış gibidir. Çünkü bir şeyi yapıp yapmamak insanın iradesini kullanarak edeceği tercihlere bağlıdır ve tercihler bedel ödetir.

Sorumluluklardan kaçmayı tercih eden bir kişi, bir şeyin kendisine olan fayda ve zararlarını tartıp bu doğrultuda yol alması gerektiği yerde,  heves ve keyif merkezli bir düşünce yapısıyla gün gün hazırcılığa doğru sürüklenir. Bu durum nihayete erdiğinde kendisi artık “hiçbir şey yapmamak ve yapmayı istememek” gibi salgın bir hastalığın pençesine düşmüş olur.

Nitekim günümüzde bu hastalıktan payını almayan kimse kalmamıştır diyebiliriz. Birkaç adım ötedeki sürahiye uzanıp su içmeye dahi erinen insanlar olarak geldiğimiz noktanın farkında olmamak işten bile değildir.

Sorumluluk almayı reddetmek, miskin,başıboş,cahil,öz güvensiz ve zararlı insanların; dolayısıyla bu vasıflarda bir toplumun oluşmasına neden olur. Zira sorumluluklar, bireyin kendisine olduğu kadar çevresine, milletine, ülkesine ve dahi dünyasına çok büyük etkiler bırakır, bırakmıştır.

Bir askerin bayrağı surların tepesine dikme sorumluluğunu örnek olarak ele alabiliriz. O askerin ülkesine ait bayrağı surların üzerine dikmesiyle birlikte savaşın galibi belli olacaktır. Koca bir savaş bitecektir ve ölüm duracaktır. Ancak sorumluluğunu canı pahasına yerine getirmeyen asker, binlerce insanın ölümüne neden olacaktır ve galibiyetle sonuçlanacak savaşın belki de seyri değişecektir.

Mamafih, davranışsal olarak dışarı atılan küçük bir poşet, içinde yaşadığımız doğaya karşı sorumluluğumuzu yerine getirmediğimizi gösterir. Ya da sevdiklerimizin özel günlerinde yanlarında olmamak ve ihtiyaçlarını gözetmemek insan ilişkilerine karşı sorumsuz olduğumuzu gösterir.

Sorumsuzluk noktasında örneklerin sonunun gelmeyeceği bir dönemde yaşıyoruz. Öyle ki bazı sorumsuzlukların farkında bile değiliz. Attığımız ya da atmadığımız (atılması gerekirken atmayı tercih etmediğimiz) adımların nelere sebep olduğu ya da olacağı hakkında fikir sahibi olmayan binlerce insan var.

Özellikle sosyal medyadaki fütursuzca yapılan paylaşımların ne büyük sorumluluk taşıdığı ve bu yüzden ne denli ağır bir vebal ile yüklü olduğumuz hakkında kaçımız bilinçli ve kaçımız duyarlı davranıyor, doğrusu merak ediyorum. Vebalin boyutunu sizlere somut bir şekilde anlatacak olmamın verdiği huzur, VEBAL konusunu işlememin adeta kıvılcımı oldu.

kapali-kiz-nihat-hatpoglu-soru-iddia-gorsel

Fotoğrafta görmüş olduğunuz kişinin, bu yılki sahur programında söz konusu Twitter kullanıcısı tarafından açıklandığı üzere Nihat Hatipoğlu’na ”Hocam ameliyat anında namaz vakti gelirse ameliyatı bırakıp namaz kılmak daha fazla sevap değil mi? diye bir soru sorduğu iddia ediliyor.

Ve bu paylaşımla birlikte Twitter, İnstagram ve diğer sosyal mecralarda Müslümanlara ve İslam dinine ağır sözler sarf edilerek tüm manevi değerlerimiz alay konusu haline getirildi.

Nihai verilere göre bu paylaşımın 100.000 kişiye ulaştığı söyleniyor. Yani 100.000 kişi fotoğraftaki kişi tarafından böyle bir sorunun sorulduğuna inanmış durumda.

N.Hatipoğlu, fotoğraftaki kadının bu yıl ki Ramazan ayı sahur programına değil, geçen yılki programa katılmış olduğunu, tıp öğrencisi olmadığını ve yukarıda yazılanın aksine gayet makul bir soru sorduğunu geçen yılki programın kayıtlarından ispatladı. Yazının sonunda yer alan linkte konuyu açıklığa kavuşturan video ve görsel içerik mevcut. Dileyenler inceleyebilir.  Kadının sorduğu soru ise şu:

“Bayanların bazen saçını mesh etmek yerine ensesini mesh etmesi doğru mudur?

N.Hatipoğlu, konuyla ilgili yalan haberi şikayet ettikten sonra paylaşımı yapan kişiler tarafından özür mesajları aldığını söyledi. Ancak ne denli özür dilenirse dilensin,  kendisi hakkını helal etmeyeceğini belirtti. Zira, paylaşımı yapmanın hem kişi haklarına hem de İslam dinine olan zararı bir özürle halledilebilecek bir şey olmadığını ifade etti.

Böylesi bir paylaşım, 100.000 kişiye ulaşmış ve hafızalarda yer edinmişken, özür içerikli paylaşım 2000’in civarında kalmış.

Sevgili okurlarım.

Sorumluluklar, siz isteseniz de istemeseniz de, aldığınız her nefesin bir bedeli mahiyetinde karşınıza çıkacaktır. Önemli olan evvela sorumluluklarımızın FARKINDA OLMAKTIR. *****ki biliyorsunuz, denemelerimin temelini FARKINDALIK UYANDIRMA düşüncesi oluşturuyor.*****

Sorumluluklar, bizi biz yapan, karakterimizi ortaya koyan ve geliştiren; öz güvenimize doğrudan katkı sağlayan yaşamsal bir kavram olduğuna kanaat getirdiğimize göre sorumluluklardan kaçmanın kişisel gelişimi durduracağını ve bizi felakete sürükleyeceğini söylemek hiç de zor olmayacaktır.

Sırf gündeme oturmak, dikkat çekmek ve fazla beğeni almak uğrana yaptığımız fevri davranışların sonuçları tahmin ettiğimizden çok daha ağır olabilir. 

Artık sosyal medyayı kullanmayan neredeyse kimse kalmadığı için ne yazdığımıza, ne söylediğimize ve neleri paylaştığımıza dikkat etmemiz gerekmektedir.  Artık sosyal medya, basit bir eğlence aracı olmaktan çıkmış, kul haklarının ihlaline, nefsi arzuların tahrikine; dolayısıyla ahiretimizi tehlikeye atabilecek bir konuma gelmiştir.

Sevgili okuyucum.

  • Yaptığımız ve yapmadığımız (yapılması gerekirken yapmayı tercih etmediğimiz) her şeyden sorumluyuz.
  • Sözlerimizden, davranışlarımızdan, kalbimizden ; ailemizden, akrabalarımızdan, dostlarımızdan, işimizden,eşimizden, ülkemizden,doğamızdan, dünyamızdan,  velhasıl hissettiğimiz ve hissettirdiğimiz her şeyden ve herkesten sorumluyuz!

Aksi halde sorumluluklardan kaçarak büyümüş insanların neye dönüştüğünü ve  omuzlarındaki vebalin ne denli ağır olduğunu şimdi çok daha iyi anladığınızı görüyor gibiyim.

Sorumluluklarımızın farkında olmanın hoşunuza gidip gitmemesi elbette sizin bileceğiniz bir iş ama Yunus Emre’nin mısraları hisseden her olgun yüreği hoşnut edecektir:

Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı,
Söz ola ağılı aşı, bal ile yağ ede bir söz.

HABER LİNKİ: https://teyit.org/nihat-hatipoglunun-programinda-ameliyatla-ilgili-soru-soran-tip-fakultesi-ogrencisi-iddiasi/

-Ahmetcan DEVECİ

06.06.2019/ 20.59

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: