46) AK MEVSİM

Nedir bu soğuk ? Buz kesti bir anda tüm coğrafyamız. Ellerimiz, yüzlerimiz soğuktan kurumaya ve çatlamaya başladı. 

   Güneş kapandı içine. Isınmak için yapay ısıtıcılara muhtaç oluverdik. Sokağa çıkmak istemez olduk. Kalın kalın çoraplar, eldivenler, atkılar ve kazaklar… Giydikçe giydiren ne varsa giymemek için sıcak odalarımızdan çıkmak istemez olduk.

   Evet  kış geldi.  Sokaklar, ağaçlar, yollar, evler ve arabalar, bembeyaz oldu. Tek renk bir dünyaya uyandık, renk cümbüşünden yorulduğumuz anlaşılmışçasına.

   Ama ben eskisi gibi değilim, her yıl toprağı beyaza boyayan ak mevsime karşı. Eskiden göz kamaştıran bu güzel mevsim, şimdilerde yürek burkan bir hal almış durumda. 

    Çünkü artık, görünenler değil görünmeyenler üşütüyor bedenimi. Seslenenler değil, çığlık çığlığa duyulmayanlar sızlatıyor yüreğimi. Yokluk görmeyenler değil, varlık nedir bilmeyenler vuruyor ayazı yüzüme. 

daga-terkedilen-kopekler-soguktan-ve-acliktan-oldu-5419752.Jpeg

   Her geçen yıl daha da soğuyarak ve buzlanarak gelen ak mevsim, nice canlının kabusu olmuş durumda. Yuvası olmayan, yiyecek yemi, içecek suyu olmayan nice hayvanın çığlığı boğuluyor ak mevsimin karanlık gecelerinde.

suriye-cocuk-5

   Her geçen yıl daha da soğuyarak ve buzlanarak gelen ak mevsim,  nice yavrunun kabusu haline dönüşmüş durumda. Zira bizim dışarı çıkmak için giymeye erindiğimiz  ne varsa, birilerinin hayali,duası ya da rüyası. 

   Her geçen yıl daha da soğuyarak ve buzlanarak gelen ak mevsim, nice ana ve babanın çaresizliği olmuş durumda. Dışarıda yüzüne bakmadığımız, modası değil yada modası geçeli çok oldu diyerek baktığımız ne varsa, nice ana ve babanın yavrusu için hayali,duası ya da rüyası. 

   Abartma be sende! diyenler olacaktır. Gözün gördüğü, kulağın duyduğu ve vicdanın sızladığı onlarca olay var ki…Yokluk keşke, yazmaya gerek duymadan giderilebilecek kadar az olsaydı da o kıymetli vaktinizi bu satırları okutmakla harcamasaydım. 

   Çanta diye yapılan minder parçası, bot yerine geçen yırtık bir terlik, mont yerine geçen mavi önlük..

   Kitabı olmayan okullar, defteri olmayan kalemler, kalemi olmayan silgiler…

   Naylon çatılı evler, birkaç parça ıslak odun ve kağıt parçasıyla tutuşturulmaya çalışılan sobalar, soğuktan ağlayan bebekler…Çocuklar…Analar…Babalar…

  Yazacak ve söyleyecek çoook şey var. 

   Derdim, ak mevsimin getirdikleri değil, her gelen kışın bizden götürdükleri. Her geçen yıl artarak gelen soğuğun yalnızca bedenlerimize değil, gönüllerimize ve vicdanımıza siyaret ediyor oluşu. 

   Gün geçtikçe vurdumduymaz, hissiz ve duyarsızlaşıyor oluşumuz. Harekete geçen değil, izlemekle yetinen bireyler haline dönüşüyor oluşumuz. “Başkası ne der, kesin prim yaptığımı düşünürler” demekten gözümüzün önündekine âmâ, yardım seslerine ise ahraz düşüyor oluşumuz. İnsanlığımızı, benliğimizi ve varoluş amacımızı her geçen gün, kaybediyor oluşumuz. Ve sözlerin artık ne anlattığına değil, yalnızca yazılmış olmasına bakıyor oluşumuz.

-Ahmetcan DEVECİ

27.12.2018/ 23.28

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: